SADAT Ukrayna’da cepheye mi sürüldü?

Muhalif Özel- Nursun Erel

İç politikada tartışma konusu olan SADAT, çok sıcak yeni bir gelişmeyle “Ukrayna’da cepheye mi sürüldü?” Sorusuna yol açtı. Rusya’nın Ukrayna işgali sırasında son olarak Mariupol’daki çelik fabrikasında kıstırılan bir grup asker arasında Türklerin de bulunduğu, bunların belki de SADAT tarafından gönderilmiş olabileceği ileri sürüldü. Bu iddialar için emekli tümamiral Deniz Kutluk, “Türk askeri bunu yapmaz, eğer bu bilgiler doğruysa, çok ciddi bir Anayasal tartışma yaratır” dedi.
Deniz Kutluk, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurusu ile ilgili olarak, muhalif.com.tr yazarı Nursun Erel’in, Sedef Kabaş TV’de (*) sorularını yanıtlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “kendi dar kadrosu ile alacağı kararlar” için, “inşallah iyi çalışmış ve buna göre adım atmıştır” temennisini dile getirdi. Söyleşide öne çıkan başlıklar şöyle:

—SADAT cephede mi?

Soru:
İç politikada tartışma konusu olan SADAT’ın varlığı ile ilgili çok sıcak bir gelişme yaşanıyor. Rusya’nın Ukrayna işgali sürerken, Mariupol’de ele geçirilen, Amerikalı bir generalle, Kanada’dan, Fransa’dan ve Türkiye’den giden askerlerden söz ediliyor. Bu doğru olabilir mi?
Kutluk: Yere göğe sığdırılamayan Ukrayna’nın müthiş ordusunun aslında Ukrayna’nın kendi vatandaşlarından değil paralı askerlerden oluşturduğuna dair sağlam istihbarat var. Kahraman ilan edilen Zelenski’ye, mücadeleyi devam ettirmesi, barış görüşmelerine oturmaması yönünde baskı yapılıyor. Batının parasıyla, batının sağladığı savaş şirketleriyle yürüyen bir savaş var, bundan maalesef en büyük zararı Ukrayna halkı görüyor. Mariupol kritik bir yer idi burada şehir savaşına girildi, orduların sevmediği bir şeydir bu. Bir çelik fabrikasının içinde bir kaç bin asker kapana kısıldı, bir kısmı öldü, bir kısmı da sivil güçleri kalkan yaptı. Zelenski bunları kurtarmak için büyük çaba gösterdi. Bunların esir değişimine tabi tutulmasını istedi, karşılığında -biz de Rusları verelim- dedi. Ruslar ise, -Ukrayna ordusunun derme çatma ve toplanmış silahlı çetelerden oluşan bir ordu olduğunu biliyoruz, bu çelik fabrikasında yakalananlar teslim olunca bunu anlayacağız ve size de bunu göstereceğiz- demişti. Bir Amerikalı generalin de yakalandığına dair duyumlar var. (*) İngiliz askerlerinin de Donbass’a sızdığı, silahlı çatışmalara girdiğine dair açık kaynak görüntüleri vardı, Anadolu Ajansı bunları servis etmişti. Dolayısıyla bir Türk askeri de burada varsa, tabii Türkiye’de bir anayasal sorun yaratacaktır. Türk askerinin yurtdışına gönderilmesi ve silahlı çatışmaya girmesi ancak TBMM’nin kontrolündedir, izin vermesi ve denetlemesine tabidir. Türk askeri bir silahlı çete üyesi olamaz, olmamalıdır. Henüz bu bilgi teyid edilmedi ama doğrulanırsa Türkiye için son derece zor bir durum yaratır. Biz, Ukrayna askerlerine Rus askerlerine karşı eşit mesafedeyiz iki ülkeye karşı tavrımız aynı.

—-SADAT orada yakalandıysa—

Soru:
Söz konu olan eğer Türk askeri değil de bir paramiliter kişi ise, SADAT bağlantısı olabilir mi? 39 yıl hizmet verdiğiniz TSK dururken, SADAT 'ın varlığını siz nasıl karşılıyorsunuz?
Kutluk: Gelenekleri sağlam olan ülkelerden biri İngilizlerdir, İngilizler de bu bölgede yakalandığında İngiliz hükümeti şöyle bir açıklama yaptı, -valla haberimiz yok, onlar oraya gitmiş… Gitmeyin yapmayın etmeyin dedik, çağırdık onları- gibi, yüz kızartıcı bir açıklamayla durumu idare etmeye, geçiştirmeye çalıştılar. Türk ordusunun gelenekleri sağlamdır, geçmişi şanlıdır, üniforma taşımanın gerektirdiği onuru bilir, nasıl korunacağını bilirler. Dolayısıyla umarım, Türk ordusunun üniformalı üyeleri burada yakalananların içinde yoktur ama burada yakalanan Türk kimlikli insanlar olabilir, bunlar çeşitli ekiplerce kandırılmış olabilir, vaadlerle, büyük paralar teklif edilerek oraya götürülmüş olabilirler ama bunlar onları Türk askeri yapmaz. Bunlar onu savaşçı yapar ama Türk askeri yapmaz. Böyle paramiliter yapılar (SADAT gibi) ülke içinde varlığını sürdüremez, ciddi bir hükümet ciddi bir hukuk sistemi bunları barındırmaz. Bunlar Anayasal suç işlemiş, TCK suçu işlemiş olurlar, Cumhuriyet savcıları peşlerine düşer, olması gereken budur.


—ABD baskısı ve NATO—

Soru: İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik için resmen başvurmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
KUTLUK: NATO kendi sınırlarını genişletmek gibi bir kararı o kadar kolay almamalı. Gerekçesiz almamalı, çünkü bu mevcut üyelerin haklarına ve güvenlik kaygılarına olumsuz etki eder. Finlandiya 5, İsveç 10 milyonluk birer ülke. İkisinin de toprakları büyük, düşmanları yok, bu toprakları 30 ülkenin güvenliğine eklerseniz bu 30 ülke kendi güvenliklerini yeteri kadar koruyamayacak, daha çok asker silah altında tutmak zorunda kalacak ve para harcayacaktır. Rusya’nın kızacağını da düşünürsek daha fazla güvenlik riski ile karşı karşıya kalacaklar. Rusya diyor ki, -bu ülkeleri hadi NATO ya aldınız ama kritik silahları da koymaya kalkışırsanız, işler değişir, karşılıklı hesaplaşmaya gidebilir.- O halde bu kadar risk alınacak, maliyet, emek harcanacak ve güvenlikten taviz verilecekse gerekçesi nedir? 180 yıldır bağımsız olan İsveç durup dururken niye böyle bir karar veriyor? Finlandiya, 1939’dan beri bağımsız, tarafsız, Rusya ile sorunu yokken niye böyle bir karar veriyor? Bütün bunlar Ukrayna çalışması ile mi izah ediliyor? Bunların hiçbiri NATO platformlarında tartışılmadı, karar Amerika baskısı ve emrivakisi ile geliştirildi.


—Türkiye ne yapmalı?—
Soru: Türkiye şimdi ne yapmalı?
Kutluk: Önce NATO bunları irdelesin, acele etmesin, hatta Rusya’nın dinlenmesi istensin. Türkiye tedricen yavaşlatıcı, etkileyici ve NATO savrulmasını engelleyici olmalıdır. Türkiye bunları yaptı mı?yapmadı. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının açıklamasıyla şimdi fren mekanizması harekete geçirildi, herkes şimdi şapkasını tekrar ortaya koyuyor ve düşünmeye başlıyor. Bence isabetli oldu, inşallah arkası dolu tutulur. Rasmussen olayında olduğu gibi, -NATO’nun Libya’da ne işi var?- dendiği gibi 15-20 gün sonra kararlardan geri dönülmez. Yani bu değerlendirme -iki ülke PKK’ya yardım yataklık ediyor- sebebiyle değil, esas NATO içindeki etkiler dolayisiyla yapılmalı.


—Cumhurbaşkanının tutumu—
Soru:
Cumhurbaşkanının farklı açıklamaları nasıl değerlendirilebilir? -Pazarlık marjı genişletiyor- diyenler var?
Kutluk: Türkiye şunları sormalı ABD ve NATO’ya, Ne öneriyorsunuz? KKTC problemini çözmeye mi yardımcı oluyorsunuz? Doğu Akdeniz’deki yanlışlarınızı mı gidereceksiniz? CATZAA yaptırımlarını mı kaldıracaksınız? Türkiye’ye yaptığınız yerli yeriz çıkışlar mı son bulacak? Silah ambargosunu mu kaldıracaksınız? Bunları bir yapın sonra bakarız. Bu iki ülke AB üyesi, bunlar bize AB’de yardımcı olacak adımları mı atacaklar? O zaman düşünürüz… Türkiye karşılığını almadan neden katkıda bulunsun? Unutmayın sağlam güvenliğimiz de söz konusu. İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olursa daha bu ortak güvenlikten daha az yararlanacağız, en önemlisi nükleer tehditle karşı karşıya kalacağız. Bu riskleri niye üstleniyoruz? Pazarlıksa pazarlık, bu pazarlığı yapalım.


—-Dar kadro—
Soru: Ama bu konu uzun zamandır masada, neden Cumhurbaşkanı 1 ay içinde defalarca fikir değiştirdi? Finlandiya cumhurbaşkanı bile -“çok şaşırdık”- demedi mi?
Kutluk: Şaşkınlık geçirenler var ama bu iki ülkenin birden başvurması da şaşkınlık yarattı. Belli ki emrivakiler var. Washington’un isteği ile emrivaki yapılmış, işlevsel adımlar atılamamış, NATO 300 komitenin çalışması ile karar alır, belli ki bu mekanizmalar kullanılmadan karar alınmış. Bizde de eğer askeri siyasi komitelerde bu konu tartışılsaydı Cumhurbaşkanı daha güçlü olurdu, umalım ki kendi dar kadrosu ile aldığı kararlar, buna göre çalışılmış ve adımlar atılmış olsun.

—Nükleer savaş çıkar—
Soru: Durum daha tehlikeli bir yönde mi ilerliyor?- 3. Dünya Savaşı, nükleer savaş çıkar- diyenler var?
Kutluk: NATO burada taraf olursa, buna kesin gözüyle bakabiliriz. Türkiye’ye NATO içinde düşen görev, böyle bir yanlış algılamanın giderilmesi olmalıdır. Nükleer çatışma ihtimali var ve artıyor, özellikle İsveç ve Finlandiya’nın katılımı olursa Rusya nükleer silahlarını bölgeye kaydıracağını söyledi. Rusya’nın eli, nükleer silah bakımından batıdan daha güçlüdür. Rusya toprak bütünlüğünü korumak ve caydırıcılığı artırmak için nükleer silah kullanabileceğini zaten açıklamıştı. Gerek Bükreş’e konulmuş, Romanya’da konuşlanmış nükleer silahlar ve gerekse Zelenski’nin nükleere geri döneceğini söylemesi üzerine, Putin, bu konudaki politikasını böyle açıklamıştı. Şu anda, böyle bir nükleer eşikteyiz, nükleer silah kullanılırsa dünyada canlı kalmaz, durdurucu önlemler konusunda liderlerin, kendi ekipleri tarafından aydınlatması gerekir. Çernobil patladığı zaman bütün dünya karıştı, burada 50-60 Çernobil söz konusu.

(*) https://youtu.be/bROD8IDTylk

(**)
 
Üst Alt